SANATÇI, DOKTOR, ÖĞRETMEN… Cesaretleriyle Hayatları Değiştiren Kadınlar

Karakter boyutu :

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde özveri ve başarılarıyla hayatımıza ışık tutan, umut uyandıran kadınların öykülerini kısacık da olsa okuyarak, köklerimizden gelen cesareti hatırlayalım.

FRIDA KAHLO

Kafasında koca güllerle bezeli figürüyle hemen akla gelen, "Bir ressam olarak doğdum" diyecek kadar kim olduğunun farkında ve "Bir fahişe olarak doğdum" diyecek kadar da cesur, hayatı mücadeleyle geçmiş bir kadın, Frida Kahlo.

6 Temmuz 1907'de Meksika'da dünyaya gelen"Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon", doğum gününü 7 Temmuz 1910 olarak değiştirdi, çünkü o gün Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği gündü ve Frida da ülkesine bağlı ve aynı zamanda özgürlükçü bir kadındı.

Bir otobüs yolculuğunda bir çok kişinin hayatını kaybettiği kazada yaralanan Frida, hastaneye götürüldüğünde kalın bir metal çubuk karnından geçip, kalça ve bel omurlarını zedeleyerek çıktı ve omurgasının bel bölgesinde üç yerin, köprücük kemiğinin ve iki kaburgasının da kırık olduğu anlaşıldı.

Ayrıca sağ bacağı 11 yerden kırılmış, sol omzu çıkmış ve leğen kemiği de üç yerden kırılmıştı. Geçirdiği 32 ameliyattan sonra sağ ayağı bir süre sonra kangren olup kesildi.

İlk tepkisi parçalanmış bedenine karşı bir çığlık olsa da, sonra aklına gelen şey bu bedenin resimlerini yapmak oldu.

Frida yeniden hayata döndüğünde artık sanatını politikadan ayırmadan bu çevreye yakın olmaya, onlarla davetlere katılmaya başladı. Hatta 1929'da Meksika Komünist Partisi üyesiydi.

Amacı Meksikalı Michalangelo olarak tanınan ünlü ressam Diego Rivera'ya ulaşmak, onun resimleri hakkındaki fikrini öğrenebilmekti. Sonunda Diego'yla tanışmanın bir yolunu bulduğunda vakit kaybetmeden onu ziyaret etti.

Diego Frida'nın resimlerinden çok etkilenmişti. Frida ise Diego'ya aşık oldu. Süprizlerle dolu hayat bir şekilde ilerledi ve Frida'nın ailesinin tepkilerine rağmen bu çift 21 Ağustos 1929'da evlendi. Düğünlerine aileden sadece babası geldi.

Düğünden sonra birçok inişler ve çıkışlar yaşayan Frida’nın hayatı ve öyküleri anlatmakla elbette bitmez ama hayata karşı duruşu, vazgeçmeyişi ve kendi doğruları yolunda vazgeçmeden ilerlemesi, kadınların sonsuz gücünün bir simgesi haline geldi.

 

SAFİYE ALİ(İlk Kadın Doktor)

Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1891 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Safiye ali Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. Balkan Savaşı günlerinde cepheden getirilen birçok yaralıyı görüp doctor olmaya karar verir, ancak o dönemin şartlarında bu isteğini gerçekleştirmek neredeyse imkansızdı, çünkü kadınların yüksek öğrenim görmesi uygun değildi.

Zekası ve yetenekleriyle dikkatleri çeken Safiye Ali, o dönemin Maarif Vekili Şükrü Bey’in desteği ile Almanya’ya tıp okumaya gönderildi ve kadın ve çocuk hastalıkları üzerine ihtisas yapıp Türkiye’ye geri dönüp, hemen işe başladı.

Türkiye’yi birçok uluslararası kongrelerde başarıyla temsil eden Safiye Ali malesef bir süre sonra sağlık nedeninden dolayı eşiyle birlikte Almanya’ya giderek yaşamını burda sürdürür.

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da yara alanların ve hastaların bakımını üstlenen Safiye Ali savaşın ardından Türkiye’ye döner. Yakalandığı kanseri atlatamayan ilk kadın doktorumuz Safiye Ali 1952 yılında yaşamını yitirir.

 

 

FATMA REFET ANGIN (İlk Kadın Öğretmen)

Gelibolu'da 18 Mart 1915’te dünyaya geldi. İlkokul denemesini mahalle mektebinde yaşayan Angın, bu sistemdeki eğitime ancak iki gün dayanabilmiş ve okuma yazmayı annesinden öğrenen Refet Angın, Cumhuriyetin ilanından sonra Gelibolu'da açılan iki okuldan biri olan Cumhuriyet Okulu sınavını kazanarak okula üçüncü sınıftan başlamış, henüz küçük bir çocukken öğretmen olmaya da karar vermişti.

Mustafa Kemal Atatürk ile yolları birçok kez kesişen Refet Angın, birinci karşılaşması olan ilk okul yıllarında Atatürk'ün "Büyüyünce ne olacaksın çocuk?" sorusuna, "Öğretmen" diye cevap verir.

 

İkinci karşılaşmalarında ise Öğretmen Okulu öğrencisidir ve Atatürk'e "Bakın sözümü tuttum Paşam. Öğretmen olacağım işte" dediğinde, Atatürk onun Gelibolu'daki küçük kız olduğunu hatırlar ve bunu belirterek, ne öğretmeni olmak istediğini sorar.

'Matematik' cevabını alınca "Hayır tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir" sözü üzerine Refet Angın, tarih öğretmeni olmaya karar verir.

İlk Öğretmenler Gününde yılın öğretmeni seçilir. Tarih öğretmenliğinden 1982'de emekli olan Refet Angın, Yıldız Teknik Üniversitesi senatosunun 29 Haziran 2006 tarihinde aldığı kararla onursal doktora unvanını, yapılan bir törenle almıştır.

 Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı'nda Bakanlık Danışmanı olarak görev almıştır.

İstanbul Kağıthane'de adına kurulmuş bir ilkokul vardır ve ayrıca Hayat Bilgisi dizisinin bir bölümünde Afet Güçverir'in öğretmeni olarak karşımıza çıkmıştır.

Fatme Refet Angın 30 Ocak 2010 Çarşamba günü 95 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.

 

 

 
Selin’in Gözlüğünden