“Hem şarkıcı hem iş kadınıyım”

“Sinsirella” şarkısıyla zirveyi gören Aylin Coşkun şöhret dünyasını ve bilinmeyen yönlerini anlattı:

BİRİKİMİNİ GAYRİMENKULE YATIRDI:

“Uzun süre gece kulüplerinde sahneye çıktım. O zamanlar elde ettiğim kazancımı har vurup harman savurmak yerine gayrimenkullere yatırdım. 1 TL’mi 10 TL yaptım. Sonra kafam ticarete iyi çalıştığı için bir göz hastanesine ortak oldum. Şükürler olsun. Yüzlerce kişiye istihdam sağlamış biriyim.”

Türkiye’nin güzel şarkıcısı Aylin Coşkun yeni bir şarkı arayışındaydı. Her gün birçok şarkı dinliyordu ama bir türlü karkar veremiyordu. Günlerden bir gün Ersay Üner’in kapısını çalıp “Hey dostum. Sende ‘Yuppiii, heyyooo’ çığlığı atarak havaya zıplayacağım bir şarkı var mı?” dedi. Ve “Sinsirella” ile tanışması bu sayede oldu.

“Sinsirella” listelerde ilk sıralarda yer aldı. Dillere pelesenk oldu. Klibini 10 milyonun üzerinde kişi izledi.  Aylin’in yükselişinde kocaman bir basamak olan bu şarkı dinleyicin hayli beğenisini kazandı. Aylin de bu müthiş başarısının üstüne bkaın sevenleriyle neler paylaştı:

Bütün piyasa “Sinsirella”

Ersay Üner henüz sadece şarkının adının olduğunu, sözlerini yazmadığını, müziğini bestelemediğini söyledi ama sanıyorum burnum iyi koku da almıştı. Şarkıyı hissetmiştim. Neredeyse bütün piyasa Sinsirella. Şu anda en çok dinlenen şarkıcılar arasında birinci olduğum için kıyamet kopuyor. “Radyoların, televizyonların listelerini hazırlayanları tanıyor” dendi. “Sinsirella”nın ne kadar çok sevildiği açık seçik ortada. Başarı ne kadar artarsa düşman sayısı o kadar artar. Bu konuda yine dejavu yaşıyorum.

Kötü insanlar çok

Müzik piyasasında pasta çok küçüldü. Artık şarkıcıların kendilerini göstereceği alan o kadar geniş değil. Ne var ki birbirlerinin önünü kesmeye çalışmalarının nedeni pastanın boyutuyla ilgili değil. Kötü insan olmakla ilgili. Bugün ben birinci olurum, yarın bir başkası. Birkaç ismin dışında çok kötü insanlar olduğunu düşünmüyorum. Kendi başarısızlığının hıncını başarılı olanlardan çıkarmaya çalışıp onların önünü kesmeye çalışıyorlar. Kendileri başarılı olmadıkları için başkalarının da başarılı olmasını istemiyorlar. Psikolojide buna “projection rahatsızlığı” deniyor. Çoğu kez benim önümü kesmek istediler.

Önümü kesmeye çalıştılar

“Aylin Coşkun’un şarkısını çalmayacaksın. Çalmazsan sana konuk olarak gelirim, röportaj da yaparız” dediler. Bu durumun her radyocu için böyle olduğunu söylemiyorum. Bu durum birbirleriyle yakın olan radyocularla şarkıcılar arasında yaşanıyor. Kimler olduğunu ben biliyorum. Şimdi isim versem yalanlarlar. Çünkü bu işlerin resmi bir kanıtı yok. Bu nedenle kimler olduğunu boş verelim.

Kavga sendromu var

İt ürür kervan yürür. Veya su akar yolunu bulur. “Sinsirilla”nın başarısının önüne geçemediler. Tıpkı önceki şarkılarımda olduğu gibi. Dertleri benimle değil. O günlerde listelerde kim yukarılardaysa onunla. Bugün benimle olur, yarın Hande Yener’le öbür gün, Hadise’yle veya başkasıyla. Kötü kalpli şarkıcılar elenip piyasadan çıkana kadar böyle sinsilikler olacak. Aslında şarkıcılar birbirlerini besliyorlar ama bir danışıklı dövüşten söz etmemiz söz konusu bile olamaz. Çirkinleşen bir kavga sendromu var.

Göz hastanesinin ortağıyım

Uzun süre gece kulüplerinde sahneye çıktım. O zamanlar elde ettiğim kazancımı har vurup harman savurmak yerine gayrimenkullere yatırdım. 1 TL’mi 10 TL yaptım. Sonra kafam ticarete iyi çalıştığı için bir göz hastanesine ortak oldum. Şükürler olsun. Yüzlerce kişiye istihdam sağlamış biriyim. Çalışanların tamamı sigortalıdır. Her yıl vergimi tam olarak öderim. Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyorum.

Silahların çekilmesi şöhret cilvesiydi

Kalitesi açısından beni tatmin edecek organizasyonlarda sahneye çıkarım. 15 Mart’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde ‘Sinsirella’nın konseri için sahneye çıkacağım. Diğer taraftan şöhretin belaları da var. Mesela bir zamanlar uğruma silahların çekilmesi benim tasarrufumda değildi. Ben şarkıcı olmasaydım da girdiğim her yerde bakışlar yine bana çevrilirdi. Güzelliği doğru kullanmak gerek. Güzellik, namussuzluk demek değildir. Güzellik namuslu kalınabildiği sürece bir anlam taşır.